Gündem

Demirel’in ekonomideki rolü

Süleyman Demirel, 1965 senesinde gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından Adalet Partisi’nin tek başına iktidar olmasıyla birlikte Başbakanlık koltuğuna geldi. Bu seneden sonra ise planlı ve düzenli kalkınma serüvenine giren ülkede yaklaşık beşer senelik kalkınma planları hazırlanıp uygulamaya konuldu. Ayrıca Türkiye, bu süreç içinde kazanmış olduğu yüzde 7 oranındaki kalkınma hızı sayesinde dünya genelinde ilk sıralarda olmayı da başarmıştı. O dönemlerde Keban, Tokat Almus ve Kesikkaya gibi önemli ve stratejik öneme sahip olan baraj ve santrallerin de aralarında yer aldığı birçok yatırım hizmete girerken, ülke genelindeki özel sektöre ise öncelik sunulan bir ekonomi modeli uygulandı. İstanbul’u adeta İstanbul yapan 1. köprü olarak da isimlendirilen Boğaziçi Köprüsü ile İzmir’de yer alan İzmir Aliağa Rafinerisinin temelleri de yine o dönemde atılması ile birlikte birçok hastane, üniversite ve okul sayılarında rakamsal bir artış yaşanırken, ulaştırma kulvarında da önemli yatırımlara adım atılan o dönemi yaşayan 1966 senesinde Türkiye, yaklaşık yüzde 12 gibi önemli bir oran ile 1950 yılından bu zamana kadar en önemli 2. büyük büyüme başarısını gösterdi. Ayrıca ülke için büyük bir öneme sahip olan Atatürk Barajı’ndaki sulama suyunu ise Harran Ovası ile Mardin Ovasına götüren tünel olarak bilinen Urfa Tüneli’nin temelleri de yine büyük devlet adamı olan Demirel döneminde gerçekleştirildi.

YAŞANAN KRİZLER

Geçmiş dönemde Demirel’in başbakanlık yaşadığı ve özellikle de koalisyon hükümetleri zamanında ülke genelinde kritik ekonomik krizler de oldu. 1969 ile 1980 senelerinde gerçekleşen krizlerde TL peşpeşe devalüe oldu.

Yıllarını Türk siyasetine adayan Süleyman Demirel, yapmış olduğu 9. Dönem Cumhurbaşkanlığı görevini, yerine gelen Ahmet Necdet Sezer’e devretmeden bir gün öncesinde yani 15 Mayıs 2000 tarihinde Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirmiş olduğu bir basın toplantısında, ülkenin 1965 ile 2000 yılları arasındaki genel ekonomi tablosunu da açıklamıştı. Demirel, ülkenin bu belirttiği süreç içerisinde yaklaşık yüzde 5 kalkınma hızı ile yaklaşık 189 ülke içinde 16. büyük ekonomi olma başarısı gösterdiğini, ülke nüfusunun ise 31 milyon seviyesinden yaklaşık 65 milyona çıktığını, yine ülke genelinde okuma yazma oranının ise yüzde 48 seviyesinden yüzde 95 seviyesine çıktığını belirtmişti. Yine o dönemdeki kişi başına düşen milli gelir 300 dolar seviyesinden, genel olarak satın alma gücü paritesine dayanarak yaklaşık 6 bin doların üzerine çıktığını belirtmişti.


Etiketler

Finanspara

Finanspara Ekonomi haberleri ve para dünyası

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı
Kapalı

Adblock Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
Finanspara Piyasalar